EKİM DEVRİMİ


Rusya’da yaşanan 1917 Ekim Devrimi (Bolşevik Devrimi) yüzyıllardır çarlık sistemiyle yönetilen Rusya’da monarşik düzeni ortadan kaldırmak ve ülkeyi sosyalist düşüncenin temel ilkeleriyle yönetmek amacıyla gerçekleşmiştir.

  1. yüzyıl başlarında Rus İmparatorluğu’nun uyguladığı otokratik rejim ve bünyesinde barındırdığı farklı ulusların maruz kaldığı baskılar nedeniyle ülke, “Uluslar Hapishanesi” olarak adlandırılıyordu. Rus-Japon Savaşı’yla (1904–1905) büyük bir askeri yenilgi alan Rusya, iç siyasette de 1905 Devrimi ile sarsıldı. Kırılgan bir ekonomiye sahip çarlık rejimi, I. Dünya Savaşı’na katılmasıyla birlikte cephedeki askerler başta olmak üzere halkın tüm kesimlerinde yıkıcı bir etki yarattı. 1917 Şubat ayında devrimci hareketlenme başladı.

23 Şubat (Gregoryen takvimine göre 8 Mart) günü Petrograd işçileri, mevcut düzeni protesto eden bir gösteri düzenledi. Kadınların çoğunlukta olduğu bu gösterilerde “Kahrolsun istibdat! Ekmek ve adalet istiyoruz!” sloganları atıldı. Önceleri ılımlı ve yalnızca Çar’ın politikalarını protesto niteliğinde olan gösterilere karşı ordunun zor kullanması, hükümet karşıtı isyanın başlamasına neden oldu.

İsyan, işçilerin ve savaştan bıkmış askerlerin katılımıyla kısa sürede büyüdü. Çar, ordusunu ve Kazak birliklerini gösterileri bastırmak için görevlendirdi. Ancak subayların halka ateş açma emrine karşı, yorgun düşmüş askerler silahlarını subaylarına doğrulttu. Kazak birlikleri de halkla çatışmayı reddetti.

İsyanın büyümesi üzerine Çar II. Nikolay, kardeşi Mihail lehine tahttan feragat etti. Fakat Prens Mihail, devrimci hareketlenmeden çekinerek tahtı devralmayı reddetti. Böylece Rusya’da monarşi rejimi yıkıldı; 350 yıllık çarlık yönetimi ve 300 yıllık Romanov Hanedanı tarihe karıştı.

Geçici hükümet, II. Nikolay’ın kardeşi Mihail’in tahta çıkmayı reddetmesi üzerine Aleksandr Kerenski liderliğinde kuruldu. Bu dönemde kentlerdeki işçiler, devrimcilerin geçici hükümeti ve politikalarını eleştirdiği sovyetler (işçi konseyleri) oluşturmaya başladılar. Geçici hükümetin I. Dünya Savaşı’na devam etmesi, halk arasında tepkilerin artmasına yol açtı.
1 Eylül 1917’de (Gregoryen takvimine göre 14 Eylül) geçici hükümet, Rus Cumhuriyeti’ni ilan etti.

Zürih’te sürgün hayatı yaşayan Vladimir İlyiç Lenin, Mart 1917’de ülkedeki bu gelişmeleri haber aldı. Devrim sürerken sınır dışında bulunan Lenin, Almanya üzerinden Rusya’ya dönmeyi başardı. Ülkesine ulaşan Lenin, Bolşevik Parti lideri olarak hızla güç kazandı. Ardından Bolşevikler (Kızıl Ordu) ile monarşi yanlısı Beyaz Ordu arasında kanlı bir iç savaş yaşandı. Bu savaştan Bolşevikler galip çıktı.

Ekim Devrimi veya Bolşevik İhtilali, bir anlamda büyük toprak sahiplerine ve feodal sistemin baskısına karşı bir direniş hareketi niteliğindeydi. Eski Rusya’nın kurumlarını ortadan kaldırarak yeni bir sosyoekonomik sistemin temellerini attı ve ideolojik anlamda dünyada büyük yankılar uyandırdı. Bolşeviklerin iktidara gelmesiyle dünya tarihinde ilk kez sosyalist bir devlet kuruldu.

Devrim herkes tarafından kabul edilmediği için ülke, 1922’nin sonlarına kadar süren Rus İç Savaşı’na sürüklendi. Bu savaşın sonunda Sovyetler Birliği kuruldu. Sovyetler Birliği, Ekim Devrimi’ni ideolojisinin zaferi ve işçi sınıfının kapitalizme karşı başarısı olarak gördü.
Dünya çapında komünist hareketleri etkiledi, pek çok esere ve düşünceye ilham verdi. Sovyetler Birliği’nde Ekim Devrimi günü devletin kuruluşu nedeniyle resmi tatil olarak kutlandı; birçok komünist parti de bu günü anmaya devam etti.

Ekim Devrimi’nin amaçları genel olarak otokratik sistemi yıkmak, Rusya’yı emperyalist savaştan kurtarmak, işçi ve köylüleri temsil eden bir iktidar kurmak, toprak aristokrasisine karşı yoksul köylüler lehine toprakları kolektif mülkiyete devretmek ve burjuvaziye karşı emekçi sınıfının çıkarlarını savunmaktı.

Devrim sonrası alınan başlıca kararlar:

  • Tüm bankalar kamulaştırıldı.

  • Tüm banka hesapları hazineye aktarıldı.

  • Çalışanlara, çocuklara, yaşlılara ve hastalara sosyal güvence sağlandı.

  • Eğitim ücretsiz ve zorunlu hale getirildi.

  • Çocuk işçi çalıştırılması yasaklandı.

  • İdam cezası kaldırıldı.

  • Kilisenin devlet üzerindeki otoritesi kaldırılarak laik bir sistem getirildi.

  • Ülkenin tüm doğal kaynakları millileştirildi.

  • Günlük çalışma süresi 8 saate indirildi.

  • Kilise ve eğitim arasındaki bağ yasaklandı.

  • Din ve inanç özgürlüğü tanındı.

  • Kadınlara seçme ve seçilme hakkı verildi.

  • Soyluluk unvanları kaldırıldı, yasalar önünde herkes eşit kabul edildi.

Ve ben diyorum ki:
Ekim Devrimi (Kızıl Devrim) bir dışavurumdur; insan haklarının, zorbalığın sonucu ve otoriter rejime karşı bir başkaldırıdır. Halkın gücünün egemenliğidir.
Kahrolsun beni küçülten, sindiren, susturan her şey!
Bir ruhun ayaklanmasıdır…

Bu yazı, Ekim Devrimi’nin 108. yılı anısına Merve Üstündaş tarafından kaleme alınmıştır.

Post a Comment

Daha yeni Daha eski