Toplum içerisinde çoğu zaman cinsiyet eşitsizliği hâkim. Bu eşitsizlik sadece kızlar için değil, aynı zamanda erkekler için de geçerlidir. Eşitsizliğin temelinde toplumun normları vardır. Yani toplumun kızlar için düşündükleri ve erkekler için düşündükleri hem kız çocuklarını hem de erkek çocuklarını zorluyor. Mesela “kız dediğin evinde oturup annesine yardım etmeli” veya “erkek dediğin babasıyla işe gitmeli” gibi düşünceler. Çocuklara yapıştırılan etiketler, çocukların gelişimini engelliyor. Bir kız çocuğu sadece evde değil, dışarıda da aktif olmalı; hayatın zor ve kolay yanları ile yüzleşmelidir. Bir erkek çocuğu da sadece dışarıda değil, evde de ailesine yardım edip evin ve kendi kişisel ihtiyaçlarını karşılamalıdır. Çocuk eğitimindeki etiketler, tüm yaşam boyu bireyi ve toplumu etkiler. Bir kız çocuğu sadece kız olduğu için okula gidemiyorsa bu onun değil, toplumun hatasıdır. Bir erkek çocuğu bugün “ben erkeğim” diye her şeyi yapacağını düşünüyorsa, bu yine toplumun hatasıdır. Ve bunları ben söylemiyorum; dünya genelindeki eşitsizliklere karşı birçok koruyucu kanun maddesi getirilmiştir. Kızlar kız, erkekler erkek olduğu için değil, öncelikle insan oldukları için eğitilmelidir.
Peki bizim toplumumuz bu eşitsizliği ne kadar devam ettirecek? Kaç çocuk daha etiketlendiği için kendisi olamayacak? Bir birey olmayı ne zaman başaracak? Bugün okula gidemeyen kız çocuklarının sayısı 866 binden daha fazla. Bugün imam hocası gelip “kız çocuklarını şehir dışında okutmayın” diyebiliyor. Onun yerine neden şunu demiyor mesela: “Aileler, toplumun temel taşı olan genç çocuklarımızın eğitiminde onlara manevi olarak yakınlık kurmalı ve onlara baskı, kısıtlama yoluyla kendinden uzaklaştırmamalıdır.” Neden bunu diyemiyor mesela, neden? Erkek çocuklarını ise sırf erkek olduğu için onlar hakkında bir şey demiyor. Ama bu, göz göre göre erkek çocuklarını yok saymak anlamına gelmiyor. Şu son dönemlerde tehlike her yerdeyken sadece kız çocuklarını korumak da büyük bir hatadır. Mattia Ahmet Minguzzi de bir erkek çocuğuydu ve o da çocuk şiddetine kurban gitti. Şimdi sadece kız çocuklarını değil, tüm çocukları korumak gerekiyor. Sosyal çürümenin eşiğinde olan toplumun öncelikle eğitimde kalkınması gerekir. Ve bu doğrultuda da ilerlemelerin olması gerekir.
Peki bizim toplumumuz bu eşitsizliği ne kadar devam ettirecek? Kaç çocuk daha etiketlendiği için kendisi olamayacak? Bir birey olmayı ne zaman başaracak? Bugün okula gidemeyen kız çocuklarının sayısı 866 binden daha fazla. Bugün imam hocası gelip “kız çocuklarını şehir dışında okutmayın” diyebiliyor. Onun yerine neden şunu demiyor mesela: “Aileler, toplumun temel taşı olan genç çocuklarımızın eğitiminde onlara manevi olarak yakınlık kurmalı ve onlara baskı, kısıtlama yoluyla kendinden uzaklaştırmamalıdır.” Neden bunu diyemiyor mesela, neden? Erkek çocuklarını ise sırf erkek olduğu için onlar hakkında bir şey demiyor. Ama bu, göz göre göre erkek çocuklarını yok saymak anlamına gelmiyor. Şu son dönemlerde tehlike her yerdeyken sadece kız çocuklarını korumak da büyük bir hatadır. Mattia Ahmet Minguzzi de bir erkek çocuğuydu ve o da çocuk şiddetine kurban gitti. Şimdi sadece kız çocuklarını değil, tüm çocukları korumak gerekiyor. Sosyal çürümenin eşiğinde olan toplumun öncelikle eğitimde kalkınması gerekir. Ve bu doğrultuda da ilerlemelerin olması gerekir.
Yorum Gönder