Var olmak ve yaşatmak için bir nesli geleceğe aktarmamız
gerekiyor. Bu nesli toplumun normlarına göre değil, kendi benliklerine göre bir
adım ileri taşımamız daha uygun olur. Günümüzdeki sistemin dışına çıkarak
çocuğa bir şeyleri dayatmadan ilerlemesini sağlamamız daha güzel sonuçlar
ortaya çıkarır. “Ağaç yaşken eğilir.” Bu sözden de anlaşılacağı gibi insanın
doğum ve ölümündeki süreçte eğitim ve öğretimi kişisel gelişim açısından çok
önemlidir.
Özellikle erken yaşlarda verilen eğitimin bireyi daha çok
ileriye taşıyacağını öngörüyorum. Bu durumda ebeveynlerin ilk önce aile
ortamını yaratması gerekiyor. Çocuk sahibi olunca aile olunmuyor, aile olunca
çocuk sahibi olunuyor. Ve çoğu ebeveyn, aile olmadan çocuk dünyaya getirmenin
sadece evliliği kurtaracağına inanıyor. Ama günümüzde bu düşünceyle yapılan
çoğu evlilik boşanmayla sonuçlanıyor. Çünkü aile olmadan çocuk sahibi olmak
bazen evliliği kurtarmıyor. Ve bizim toplumumuzun köklerini geleceğe aktarma
konusundaki son zamanlarda olan tutumu bir hayli vahim durumda çünkü ülkenin
genel durumu bireyleri aile kurmak konusunda endişelendiriyor. Öz değerlerin
yok olduğu, ekonominin kötü gidişatı, sosyal çürümenin yaşandığı ve eğitim
seviyesindeki gerilemenin etkisiyle beraber insanlar geleceğe dair
kaygılanıyor. Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı'nın bu konuda attığı adımlar
toplumu tatmin etmiyor. Geleceğe dair atılan adımlar bugünün projesiyle inşa
ediliyor. Bugün iyileşmezse gelecek iyileşemez maalesef. Bireyleri topluma
kazandırmak için başta eğitim sisteminin değişmesi gerekiyor. Ekonominin
iyileştirilmesi ve daha iyi koşullarda yaşamak adına adım atılması, bireylerin
aile kurma isteğini artıracağını düşünüyorum. Bu ülke kadına değer verince
toplum olacağını, toprağa değer verince vatan olacağını hatırlamadığı sürece
yok olmaya mahkûmdur. Kadın eğitilirse adamlar eğitilir. Ve eğitilen her birey,
bu vatanda toplum olma düşüncesiyle ülkeyi geleceğe gelişmiş bir ülke olarak
kazandırır.
Yorum Gönder